Araç alım satım işlemleri, yalnızca noter devri ve ödeme sürecinden ibaret değildir. Özellikle kasko sigortası gibi isteğe bağlı ancak yüksek maliyetli riskleri güvence altına alan poliçeler, araç satışında en çok kafa karışıklığı yaratan konuların başında gelir. Türkiye’de pek çok araç sahibi, aracını satarken kaskonun otomatik olarak iptal olup olmadığını, yeni araca devredilip devredilemeyeceğini ya da ödenmiş primin ne olacağını tam olarak bilmeden işlem yapmaktadır. Oysa kasko poliçesi, doğru yönetilmediğinde hem maddi kayba hem de hukuki sorunlara yol açabilecek bir sigorta ürünüdür. Bu yazıda, araç satışında kasko devri sürecini, güncel uygulamalar ve sigortacılık mevzuatı çerçevesinde detaylı biçimde ele alıyoruz.
Araç satışında kasko devri, satılan araca ait mevcut kasko poliçesinin belirli şartlar altında yeni bir araca veya yeni araç sahibine aktarılması anlamına gelir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Türkiye’de kasko sigortası, araçtan çok sigortalı kişi ve belirli bir araç üzerine düzenlenir. Yani kasko poliçesi, trafik sigortasında olduğu gibi otomatik olarak yeni sahibine geçmez. Araç satıldığında kasko poliçesi hukuken geçerliliğini yitirir veya askıya düşer. Sigorta şirketleri, genellikle araç satış tarihini poliçenin sona erme tarihi olarak kabul eder. Ancak sigortalı kişi, aracı sattıktan sonra belirli bir süre içinde yeni bir araç satın alırsa, kalan kasko süresini yeni araca devretme hakkına sahip olabilir. Bu işleme uygulamada “kasko devri” denilse de teknik olarak bu bir “poliçe uyarlama” veya “zeyilname” işlemidir.
Kasko devrinin yapılabilmesi için satışın noter belgesiyle ispatlanması, yeni aracın ruhsat bilgilerinin sigorta şirketine iletilmesi ve yeni aracın risk yapısının (model, yaş, motor hacmi, piyasa değeri gibi) değerlendirilmesi gerekir. Yeni araç, satılan araca kıyasla daha yüksek risk grubundaysa ek prim talep edilebilir; daha düşük riskliyse prim iadesi söz konusu olabilir. Bu nedenle kasko devri her zaman “birebir ve ücretsiz” gerçekleşmez, şartlara göre yeniden fiyatlandırılır.
Kasko değeri, bir aracın sigorta kapsamında esas alınan piyasa değerini ifade eder. Bu değer, hasar veya pert (tam ziya) durumunda sigorta şirketinin ödeyeceği azami tazminat tutarını belirler. Türkiye’de kasko değeri genellikle Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından yayımlanan “Kasko Değer Listesi” baz alınarak hesaplanır. Bu listede araçların marka, model, model yılı ve donanım bilgilerine göre ortalama piyasa değerleri yer alır.
Sigorta şirketleri, kasko poliçesi düzenlerken bu listeyi referans alır; ancak araçta ekstra donanımlar, özel modifikasyonlar veya piyasa koşullarına bağlı değer artışları varsa kasko değeri buna göre artırılabilir. Örneğin, lüks jantlar, multimedya sistemleri veya özel güvenlik donanımları poliçeye ek teminat olarak dahil edilebilir. Araç satışında kasko devri yapılacaksa, yeni aracın kasko değeri yeniden hesaplanır ve kalan prim bu değere göre güncellenir.
Kasko değerinin doğru belirlenmesi, araç satışında ve kasko iptal ya da devri sırasında büyük önem taşır. Düşük kasko değeri belirlenmiş bir poliçe, olası bir hasarda araç sahibini zarara uğratabilir. Yüksek kasko değeri ise gereksiz yere fazla prim ödenmesine neden olabilir. Bu nedenle araç alım satım sürecinde kasko değeri mutlaka kontrol edilmeli ve güncel piyasa koşullarına uygun olmalıdır.
Türkiye’de kasko poliçesinin yeni bir araca devredilmesi mümkündür; ancak bu hak belirli koşullara bağlıdır. Öncelikle, poliçe sahibi aynı kişi olmalıdır. Yani aracı satan kişi ile yeni aracı alan kişi aynı değilse, kasko devri yapılamaz. Kasko, yeni araç sahibine otomatik olarak geçmez. Bunun yerine poliçe iptal edilir ve kalan prim satıcıya iade edilir.
Eğer araç sahibi, mevcut aracını sattıktan sonra kısa süre içinde yeni bir araç alırsa, sigorta şirketine başvurarak kasko poliçesinin yeni araca uyarlanmasını talep edebilir. Bu işlem genellikle poliçenin bitiş tarihine kadar geçerli olacak şekilde yapılır. Ancak yeni aracın yaşı, segmenti, motor gücü ve piyasa değeri gibi faktörler değerlendirilir. Daha pahalı veya daha riskli bir araç söz konusuysa ek prim çıkar; daha düşük riskli bir araçta ise prim iadesi yapılabilir. Burada önemli olan, yeni aracın kasko kapsamına alınmadan önce eksper değerlendirmesinin yapılması ve poliçenin zeyilname ile güncellenmesidir.
Araç satışı gerçekleştiğinde kasko poliçesi genellikle iptal edilir. İptal işlemi otomatik değildir; araç sahibinin veya sigorta şirketinin durumu tespit etmesiyle gerçekleşir. Noter satış belgesi sigorta şirketine iletildiğinde, poliçe satış tarihi itibarıyla sona erdirilir. Bu noktada en çok merak edilen konu, ödenmiş primin akıbetidir. Kasko poliçelerinde, kullanılmayan günler için prim iadesi yapılır. Yani poliçe 1 yıllık düzenlenmiş ve araç 6. ayda satılmışsa, kalan süreye ait prim satıcıya geri ödenir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır: Poliçe süresi içinde hasar yapılmışsa veya belirli indirimler (hasarsızlık indirimi gibi) kullanılmışsa, iade tutarı düşebilir. Bazı durumlarda sigorta şirketleri, poliçe masraflarını ve komisyonları iade dışı bırakabilir. Bu nedenle araç satışında kasko iptal süreci mutlaka yazılı olarak takip edilmeli ve iade tutarı netleştirilmelidir.
Kasko sigortasında en önemli avantajlardan biri hasarsızlık indirimi ve uzun süreli müşteri indirimleridir. Araç sahipleri, yıllar içinde hasarsız kullanım sayesinde ciddi oranlarda indirim elde edebilir. Peki bu indirimler araç satıldığında kaybolur mu? Hayır. Türkiye’de kasko indirimleri genellikle sigortalı kişi bazında tanımlanır. Yani araç değişse bile, aynı kişi adına düzenlenen yeni kasko poliçesinde hasarsızlık indirimi devam edebilir.
Ancak burada da bazı istisnalar vardır. Eğer araç satıldıktan sonra uzun süre kasko yapılmazsa veya yeni araç çok farklı bir risk grubunda yer alıyorsa (örneğin binek araçtan ticari araca geçiş), indirim oranları yeniden değerlendirilebilir. Ayrıca bazı sigorta şirketleri, indirimlerin devri için önceki poliçenin kesintisiz devam etmesini şart koşar. Bu nedenle araç satışı ve yeni araç alımı arasında uzun bir boşluk bırakılmaması, indirimlerin korunması açısından önemlidir.
Satılan aracın kasko sigortası, hukuken devam etmez. Araç satışı noter huzurunda tamamlandığı anda, araç üzerindeki mülkiyet hakkı yeni sahibine geçer. Kasko poliçesi ise eski araç sahibine ve belirli bir araca düzenlendiği için geçerliliğini yitirir. Ancak uygulamada, bazı araç sahipleri kasko iptalini geciktirebilir. Bu durumda, poliçe teknik olarak sistemde aktif görünse bile, olası bir hasarda sigorta şirketi ödeme yapmaz. Çünkü rizikonun tarafı değişmiştir.
Trafik sigortası ile kasko sigortası bu noktada sıkça karıştırılır. Trafik sigortası, araçla birlikte yeni sahibine geçer ve yeni sahibin 15 gün içinde poliçeyi kendi adına düzenletmesi gerekir. Kasko ise tamamen farklıdır ve otomatik devri söz konusu değildir. Bu nedenle araç satan kişilerin, satış işlemi sonrası mutlaka kasko poliçesini iptal ettirmesi veya yeni araca devretmesi gerekir.
Araç sahibinin vefatı, kasko sigortası açısından özel bir durumdur. Vefat halinde, araç mirasçılarına intikal eder. Kasko poliçesi, sigortalının ölümüyle birlikte otomatik olarak sona ermez; ancak poliçenin devam edebilmesi için mirasçıların sigorta şirketine durumu bildirmesi gerekir. Mirasçılar, poliçeyi kendi adlarına devralmak isteyebilir veya poliçeyi iptal ettirerek kalan primi talep edebilir.
Eğer araç mirasçılardan birine devredilecekse ve kullanım devam edecekse, sigorta şirketi poliçeyi zeyilname ile güncelleyebilir. Bu süreçte, yeni sigortalının kimlik bilgileri ve kullanım durumu değerlendirilir. Araç satılacaksa, satış tarihine kadar kasko teminatı devam edebilir; ancak satış işlemi tamamlandığında poliçe sona erdirilir. Bu tür durumlarda, mirasçıların hak kaybı yaşamaması için sigorta şirketiyle hızlı ve yazılı iletişim kurulması büyük önem taşır.